TBMM’de kabul edilen yasa ile Ardahan, Bartın, Bayburt, Gümüşhane, Hakkari, Iğdır, Şırnak, Tunceli ve Yalova üniversitesine kavuştu. Yasayla yeni üniversitelere toplam 14 bin 100 kadro ihdas edildi.
Görüşmeler sırasında Bayburt üniversitesi hakkında söz alan milletvekilleri görüşlerini dile getirdiler.
CHP GRUBU ADINA ŞEVKET KÖSE (Adıyaman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kurulacak olan Bayburt üniversitesi hakkında söz almış bulunmaktayım. Konuşmamın başında yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.
Bütün toplumların en yüksek uygarlık düzeyini temsil eden üniversite insanlığın hep daha iyi yaşam koşullarına ulaşması için çabalar. Bilimsel özerkliğe ve tüzel kişiliğe sahip olan üniversiteler insanlığın karşılaştığı bütün sorunların hem belirleyicisi hem de çözüm önerilerinin geliştirilmesinden sorumludur. Üniversiteler sadece dünya, ülke bazında değil, bulunduğu yerleşim yerlerinin ve bölgenin sorunları için de çözüm üretir.
Sayın milletvekilleri, Bayburt ilimizin bilinen tarihi beş bin yıl öncesine kadar gitmektedir. Bu tarihlerde dahi bölgede yerleşim olduğu bilinmektedir. Ayrıca Bayburt, doğu ve güney doğusunda Erzurum, batısında Gümüşhane, kuzeyinde Trabzon ve Rize, güneyinde Erzincan illeri ile çevrili, Anadolu'nun kuzey doğusunda Çoruh Nehri kenarında ve denizden 1.550 metre yükseklikte kurulmuş olan bir ilimizdir. Bayburt'ta merkez haricinde Demirözü ve Aydıntepe ilçeleri bulunmaktadır.
Değerli arkadaşlar, Bayburt'ta daha il olmadan 160 bini bulan nüfus günümüzde 76 bine kadar gerilemiştir. Bu nüfusun 37 bin kadarı şehirde yaşıyorken, 39 bin kadarı ise köyde yaşamaktadır. Rakamların gösterdiği bir gerçek bulunmaktadır. Bayburt ilimiz kentleşme anlamında istenen düzeye erişememiştir. Bu durum ilin ekonomik yapısını da olumsuz etkilemektedir. Türkiye'de nüfus bakımından en küçük il olan Bayburt'un nüfusu erimeye devam etmektedir çünkü ekonomik nedenlerle Bayburt'tan göç sürmektedir.
Değerli milletvekilleri, geçmişte Bayburt'ta ticaret önemli bir etkinlikti. İpek ve baharat yollarının bir durağı olan Bayburt, ticarette önemli bir potansiyel taşımaktaydı ancak Bayburt bu özelliğini koruyamamıştır, günümüzde ise tarım, ticaret ve sanayi yeterli yatırımları alamamaktadır. Bayburt ilimizde tarım ve hayvancılık başlıca geçim kaynağıdır. Özellikle hayvancılık, arazinin de bu sektöre uygun olmasından dolayı çok önemlidir ama bu önemin farkına varılamamıştır. Yanlış ekonomi politikalarından darbe yiyen şehirlerden biri de Bayburt ilimiz olmuştur. Tarım ve hayvancılık yanlış ekonomi politikaları sonucunda can çekişmektedir. Tarım ve hayvancılığa dönük olarak uygulanan kimi projeler de tek başına yetersiz kalmaktadır. Bayburt'un bu konuda desteğe ihtiyacı bulunmaktadır. Son yıllarda arıcılık alanında kimi gelişmeler gözlensen de yeterli olduğunu söylemek olanaksızdır.
Bayburt ilimiz sulama konusunda büyük sorunlar yaşamaktadır. Üstelik bu suyu da büyük maliyetlerle kullanmaktadır. Mazot ve gübre fiyatının artması ve tarımda destekleme, koyun fiyatlarının neredeyse üç katına düşmesi Bayburt'lu çiftçilerimizin belini bükmüştür.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Dede Korkut'un memleketi olarak anılan Bayburt'un gelişmesinin bir tarihi yapısı bulunmaktadır. Bunun yanında yayla ve kış turizmi açısından doğal kaynaklara sahip olan ilimizde bu konuda da yeterli çalışmalar yapılmamıştır.
Bayburt ilimiz sağlık konusunda da yaşadığı sıkıntılardan kurtulmak istiyor. Merkezde yer alan hastanenin yetersiz olması bir yana merkezde bir doğum hastanesinin bulunmaması Bayburt'lu yurttaşlarımızın yaşadığı sağlık sorunlarının göstergesidir. Aynı sorunlar Aydıntepe ve Demirözü ilçelerinde de yaşanmaktadır.
Türkiye'nin başlıca sorunu olan işsizlik Bayburt için daha vahim oranda kendisini hissettirmektedir. Bayburt'lu yurttaşlarımız Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nı illerinde görmekten memnuniyet duyuyorlar. Orkestranın gelmesini de istiyor, yalnız Bayburt'lular işin, aşın ve yardımın da illerine gelmesini istiyorlar. Bayburt'ta kahvehaneler ağzına kadar dolu, çünkü işsizlik çok büyük boyutlara erişmiştir.
Değerli arkadaşlar, işte tam bu noktada Bayburt ilimize kurulacak üniversite büyük anlam taşımaktadır. İlimizde Erzurum Atatürk Üniversitesi Rektörüne bağlı olarak eğitim öğretime devam eden Bayburt Eğitim Fakültesi ve Bayburt Meslek Yüksekokulu bulunmaktadır. Şüphesiz bu fakülte ve yüksekokul yeterli değildir. Bayburt'ta eğitim ve öğretimin bir üniversiteyle desteklenmesi ilimizin sosyal gelişmesinde de etkili olacaktır. Bu etki ekonomiye de yansıyacaktır ve Bayburt'un kalkınmasına katkı sağlayacaktır. Demek ki Bayburt ilimize kurulacak bir üniversite ekonomik kalkınmada, göçün durdurulmasında, ilin sosyal gelişmesinde ve sağlıkta ilerleme yaşamasında etkili olacaktır.
İlimize başka illerden gelen öğrenciler ve Bayburt'tan başka illere üniversite okumaya gidenlerin sayısı azalan ekonomiyi besleyecektir. Bayburt'a eğitim için yerleşen nüfusun, konut, yiyecek, içecek, giyecek ve çeşitli hizmetlere olan ihtiyacı, ekonominin hareketlenmesini getirecektir. Bu ekonomik gelişme sosyal gelişmeyi de doğuracaktır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; unutmamamız gereken en önemli konu, üniversite açılmasının bir amaç değil, araç olduğudur.
yeni üniversiteler Bayburt'un ve diğer illerimizin kalkınması yolunda bir araçtır, bu araç tek başına bir anlam ifade etmeyecektir, Hükûmetin yeni üniversite açılan illere yönelik kamu yatırımları yoluyla destek olması gerekmektedir. Ancak yeni üniversite açılması çok hassas bir konudur. Şu anda, yıllardan beridir hizmet veren üniversitelerimizin dahi birçok eksiği vardır. Yeni kurulan üniversitelerin başarılı olabilmesi için onları açmak yetmeyecektir, açılan üniversiteler mutlaka yeterli akademik kadroyla desteklenmelidir. Başka illerden gelen öğrencilerin barınması amacıyla yurt olanakları yaratılmalıdır.
Son olarak, üniversite açmanın nedenlerinden biri üniversite önünde yığılan gençlerimizin sayısının artmasıdır. Bu gençlerimize üniversite okuduktan sonra iş verebilecek miyiz? Üniversite önünde yığılmayı belki azaltabiliriz, yalnızca bu yolla işsiz sayısını azaltamayız. Üniversiteler önünde yığılmayı azaltırken, iş yerleri önünde diplomalı işsizlerin yığılmasının da azaltmasını sağlamak gerekir diye düşünüyorum. Değerli üyeler, anlaşıldığı gibi, üniversiteyi açmak değil, onu yaşatmak, sosyoekonomik kalkınmaya katkı sunmasını sağlamak marifettir.
Değerli milletvekilleri, Bayburt ilimize ve diğer illerde kurulacak olan üniversitelerimiz hayırlı ve uğurlu olsun.
MHP GRUBU ADINA ŞENOL BAL (İzmir) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 226 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 1'inci maddesi, ek 97'nci maddesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Evet, sayın milletvekilleri, Bayburt ili hem coğrafi konumu hem de tarihi itibarıyla çok eski dönemlerden beri bir kültür şehridir, tarihi beş bin yıl öncesine kadar gidiyor. İpek ve baharat yollarının bir durağı Bayburt. Aynı zamanda, Dede Korkut'un türbesi de Bayburt'ta bulunuyor. Keşke teklif veren arkadaşlarımız "Bayburt Dede Korkut Üniversitesi" deselerdi, ben buradan teklifimi yapıyorum.
Bayburt ili eğitim ve öğretim açısından köklü bir geçmişe sahip. Osmanlı döneminde, Yakutiye ve Mahmudiye gibi medreselerden çok kişi mezun olmuş, çok kişi yetişmiş. Yine, bugünkü şartlarda, ilk ve ortaöğretim hizmetlerinin kapasiteleri de hep güçlendirilmiş, artırılmış. İşte, bakıyoruz, Bayburt Lisesi var, Teknik Lise, Endüstri Meslek Lisesi, Anadolu İmam Hatip Lisesi, Rekabet Kurumu Anadolu
Lisesi, Öğretmen Lisesi, Anadolu Lisesi 1999 yılından beri öğrenci yetiştiriyor ve ikili eğitim artık bırakılmış, ikili eğitim de artık yapılmıyor ve normal eğitime geçilmiş durumda. Yine Çıraklık Eğitim Merkezinde hizmet veriliyor ve Bayburt'a baktığımızda, okullaşma oranı benzer büyüklükteki illere göre çok daha yüksek. Yine, 57'nci Hükûmet döneminde açılan üstün ve özel yetenekli öğrenciler için Bilim ve Sanat Merkezi faaliyetlerine devam ediyor. Yine, 57'nci Hükûmet döneminde, Atatürk Üniversitesine bağlı olarak Bayburt Meslek Yüksekokulu ve Bayburt Eğitim Fakültesi de faaliyetlerini sürdürüyor.
Bayburt'ta ekonominin daha çok tarım ve hayvancılıkta olduğunu biraz önceki hatip arkadaşımız da söyledi. Yine arazi hayvancılık yapmaya çok uygun, çok elverişli, arıcılık da son zamanlarda artış gösteriyor. Keşke teklif içinde ziraatla ilgili, hayvancılıkla ilgili de fakülteler ve ona bağlı olan bölümler de olabilse, inşallah olacak.
Bayburt'ta kurulacak üniversitenin hem sosyal hem kültürel hem de ekonomik açıdan Bayburt şehrine çok büyük faydası olacağı tartışılmaz bir konu. İşte, biz de Milliyetçi Hareket Partisi olarak tabii ki canı gönülden bu Bayburt'ta ve diğer illerimizde üniversite açılmasını destekliyoruz.
Tabii buradan tüm Bayburtlu değerli hemşehrilerimize, kardeşlerimize de seslenmek istiyorum: Buradan bugün çıkacak olan karara sahip çıkınız ve peşini bırakmayınız. Biliyorsunuz, zaman zaman davullarla ve zurnalarla açılışlar yapılır ama ortada bir şey olmayabilir. Onun için lütfen gelişmeleri bizatihi takip ediniz diyoruz.
Sayın milletvekilleri, hepimiz, yeni üniversiteler açmayı, Türkiye'nin geleceği için çok önemli yatırımlar olarak görmeliyiz. Acaba görüyor muyuz, bunu da sorgulamak lazım. Yoksa seçmene selam vermek için alınacak kararların nelere mal olduğunu hepimiz çok eski dönemlerden beri gayet iyi yaşadık. Biliyorsunuz, günümüzde zenginlik ölçütü olarak, artık, kişi başına düşen -her gün rakamlarla oynanarak, istatistiki olarak rakamlar yükseltilerek- dolarlardan daha çok, kişi başına düşen ortalama eğitim süresine bakılıyor. Son on yılda, üniversite sayısı, biliyorsunuz 3 katına çıktı ama nedense yeterli kontenjan oluşamadı. Son on yılda, liseden mezun olan öğrenci sayısı 400 binlerden 1 milyonlara yaklaştı. Bu çok güzel aslında, genç bir nüfusa sahibiz, 18 milyon öğrencimiz var ilk, orta ve yükseköğretimde. Her zaman, yeni üniversiteler, yeni fakülteler yani yeni kampüsler, yeni kontenjanlar anlamına gelmiyor. Değişen sadece tabelalar oluyor yani fakülte tabelası yerine üniversite tabelası takılıyor, dekanlar da rektör olabiliyor.
Yeni üniversiteler konusunda devlet kadar tabii ki yerel yönetimler, şehirde yaşayan insanlar aynı gayret içinde olmalı. Arazi tahsisinden binalara, yurt ve lojmanlardan öğrencilere verilecek burslara kadar hemen her konuda taşın altına el koyulmalı. Çünkü, biliyorsunuz öğrenci yurtları çok önemli. Belli kesimlerin, belli ideolojilerin, belli cemaatlerin eline öğrenciler düşmemeli. Öğrencilerin dört yıl boyunca bir kampüsün nasıl bir şey olduğunu bilmediği üniversiteler var, hepiniz biliyorsunuz. Yani, lise ya da ortaokul binalarından bozma taş yapılarda öğrenciler ders görüyor ve kantin diye, hiçbir sosyal ortamın oluşmadığı ufak, izbe yerlerde günlerini geçirebiliyorlar.
Yani, değerli milletvekilleri, üniversiteler açıyoruz ama "Kervan yolda tamamlanıyor." mantığıyla veya anlayışıyla üniversiteleri açıyoruz. Bu mantıkla bu durum binlerce öğrencinin vebalini de üzerimize yüklüyor. Yani, bundan sonra yapılacak olan çalışmalarda bu konulara dikkat edilmesi gerektiği kanaatindeyim.
Sayın milletvekilleri, biliyorsunuz fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister cumhuriyet. İşte bu nesilleri de üniversiteler yetiştirmelidir. Ama, baktığımızda bu neslin, yani fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür neslin yetişmesi neye bağlıdır değerli milletvekilleri? Üniversitelerin siyasete entegre olmamasıyla mümkündür. Ama, bakıyoruz YÖK'ün yükseköğretim kurumlarını planlama, koordinasyon ve denetim görevlerini yerine getirmek görevi varken, YÖK Başkanı için, bir bakanımız "Hadi yapmasın da görelim." diyebiliyor. Demek ki siyasete alet edilmesinin sonucunda öyle fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller yetiştirmek mümkün değil.
Evet, üniversiteler, bilimsel bilgiyi araştırma yoluyla öğreten, üreten ve yayan kuruluşlardır. İçinde bulunduğumuz bilgi toplumu sürecinde, bilgi, ekonomik gelişmenin ve dolayısıyla ekonomik refahın ana kaynağı ve dinamosudur. Üniversitelere, bilgi toplumuna ulaşılmasında diğer bütün kurumlardan ve organizasyonlardan daha fazla görev ve sorumluluk düşmektedir.
Evet, yeni üniversiteler ve bünyelerindeki fakülteler açılırken ekonominin ihtiyacı olan iş gücünün dikkate alınması mutlaka gerekiyor. Mezunlarının istihdam oranı düşük olan fakülteler veya bölümlerin açılmasının yararlı olamayacağı da ortadadır. Yeni üniversiteler, artık bilinen klasik bölümlerden çok, teknolojik gelişmeye yönelik birimlere ağırlık vermelidir. Yani üniversiteler, ülkemizin ihtiyaç duyduğu insan gücünü yetiştiren, araştırma yapan, toplumsal gelişmeye önderlik eden, bilimsel yöntemlerle meselelere çözüm üreten, sanayicilerle, esnaf ve sanatkârlara bilimin ışığında iş birliği sunan ve dünya üniversiteleriyle yarışan eğitim kurumları hâline gelmelidir diyorum.
İnşallah hayırlı uğurlu olur. Bayburt'taki bütün yaşayan kardeşlerimize de saygılar sunuyorum buradan. Hayırlı uğurlu olsun.
ALİM IŞIK (Kütahya) - Sayın Başkanım, çok değerli milletvekilleri; öncelikle hepinizi saygılarımla selamlıyorum.
Görüşülmekte olan 226 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 1'inci maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle, söz konusu olan Bayburt Üniversitesi başta olmak üzere diğer sekiz ilimizde kurulan devlet üniversitesi ile İstanbul'da kurulacak olan iki vakıf üniversitesinin hem bu illerimize hem yükseköğretim camiasına hem de ülkemize hayırlara vesile olmasını diliyor, bu konuda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
Bilindiği gibi üniversiteler toplumların geleceğini ve rotasını belirleyen önemli ve aynı zamanda öncü kurumlar olup eğitim öğretim, araştırma ve yayım faaliyetlerini yürütmekle yükümlüdürler. Diğer eğitim öğretim kurumlarından olan en önemli farkı da, eğitim öğretim faaliyetlerinin yanında araştırma ve yayım faaliyetlerini yürütüyor olmasıdır. İşte bu üniversiteler sadece eğitim öğretim verdikleri öğrencilerin o illere ya da ile olan sosyal, kültürel, ekonomik katkısıyla yetinmeyecek, bunun yanında o ilin ve çevresinin çözüm bekleyen sorunlarına yönelik araştırmalar ve bu araştırmalardan elde edilecek sonuçların yayınlandığı faaliyetleri de beraberinde yürüteceklerdir. Bu nedenle, üniversiteler kuruldukları iller için çok önemli kurumlardır.
Ancak Bayburt ilimizin de diğer illerde olduğu gibi üniversitelerden olan beklentilerinin yanında bu üniversitelerde çalışacak olan personelin, eğitim öğretim görecek olan öğrencilerin ve bunların velilerinin de o illerden doğal olarak beklentileri olacaktır. Üniversite kavramını bir sistem kavramı olarak ele alıp değerlendirdiğimizde, öğrenciler kadar bu öğrencilerin velileri, bu öğrencilere eğitim öğretim verecek olan akademik ve idari personel, fiziki donanım, eğitim öğretim programları ve bu üniversiteyi destekleyecek olan o ilin yaşayanları bu sistemin temel bileşenlerini oluşturacaklar.
İşte bu temel bileşenler birbiriyle uyum içerisinde çalışırlar ise ancak o zaman bu üniversitelerden beklenen faydalar elde edilebilecektir. O açıdan ben, üniversitelerimize gidecek olan öğrencilerimizin hayal kırıklığına uğradıkları anda mutlaka mücadeleye devam edip o ille ve çevreyle kısa sürede uyumu aramalarını önereceğim.
Diğer taraftan bu üniversitelerimizde görev yapacak olan gerek akademik gerekse idari personelin özellikle üniversitenin kuruluş yılları olan ilk yıllarda daha fedakârca çalışıp bu illere katkı sağlamaları gerekecektir.
Seçilecek olan programların mutlaka, öncelikle o ilin ve çevresinin isteklerine cevap verecek programlar olması gerekiyor. Diğer yandan oradan mezun olacak öğrencilerin de hiç olmazsa kendi ayakları üzerinde durabilecek bir meslek edinmesine uygun programlar olması gerekmekte.
Fiziki donanımların mümkün olan en kısa sürede tamamlanması gerekir ve şehrin -benden önceki değerli konuşmacımız da ifade etti- mutlaka bu üniversiteye sahip çıkması gerekir. İşte burada da şehrin yöneticilerine, kamu kurum ve kuruluşlarının değerli idarecilerine çok büyük görev düşecektir. Bunların da bu konularda şimdiden hazırlıklı olmalarının ülkemiz için önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum.
Gerek öğrencilerin gerekse personelin sosyal ihtiyaçlarının karşılanması için özellikle o çevrede yaşayan halkımıza, esnaf ve iş adamlarımıza ilk yıllarda büyük fedakârlıklar düşeceği unutulmamalıdır.
Üniversitelerin kurulması kadar bunların gelişerek yaşatılması da çok büyük önem taşımaktadır.
Bu duygu ve düşüncelerle kurulacak olan yeni üniversitelerimizin tekrar illerine ve ülkemize hayırlara vesile olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum.
ÜLKÜ GÖKALP GÜNEY (Bayburt) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Aslında ben grup adına konuşacaktım. Zannediyorum, sehven, grup adına konuşmam şahsı adına olarak oraya geçti. Grup Başkan Vekilimizden rica ettim, Değerli Başkan sizden de rica ediyorum. Kendi memleketime kurulan bir üniversitede AK Partiye mensup bir milletvekili olarak grup adına konuşmama izin vermenizi rica ediyorum. Ben deneyimli bir parlamenterim, bu Parlamentoda on yıldan fazla grup başkan vekilliği yaptım, kuralları çok iyi bilirim. Ama bazı kurallar vardır ki temeli hakkaniyete dayanırsa o kurallarda takdir hakkınızı kullanabilirsiniz. Takdir sizin.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, Bayburt'a üniversitenin kurulmasına biz yıllardan beri uğraştık, yıllardan beri mücadele ettik ve bunun altyapısını hazırlamak için de çok özveride bulunduk. Bugün kurulan üniversitelerin, dokuz üniversitenin belki de altyapısı hazır olan bir numaradaki yer Bayburt'tur. Şöyle ki: Rektörlük binamız, dekanlık binalarımız, fakülte binalarımız ve yurtlarımız hazırdır. Biz bunları çok küçük bir vilayet olmamıza rağmen, kıt imkânlarımızla yaptık. Bugün geldiğimiz noktada bir üniversitenin Bayburt'a kurulması -inanın- altyapısıyla ve mevcut öğretim üyeleri, elemanlarıyla Türkiye'de örnek gösterilebilecek bir konumdadır.
Başbakanımız 20 Temmuz'da Bayburt'a geldiğinde Bayburt Üniversitesinin kurulacağına dair söz vermişti. Bu sözünü tuttu ve bugün Bayburt Üniversitesinin kuruluş kanununu görüşüyoruz. Ben tüm Bayburtlular adına, şahsım adına Sayın Başbakanımıza, Hükûmetimize, Millî Eğitim Bakanımıza içten teşekkürlerimi sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlarım, biraz önce çok değerli milletvekili arkadaşlar Bayburt'la ilgili konuşma yaptılar. Kendilerine teşekkür ediyorum. Bayburt çok küçük bir vilayettir, ama, dinamik ve aysberg gibi bir vilayettir Bayburt. O arkadaşlarımızın, Bayburt'u tanısalar da tanımasalar da teorik de olsa,
hangi şekilde olursa olsun, böyle, Bayburt için kurulan bir üniversiteye katkıda bulunmalarını, konuşmalarını memnuniyetle karşıladım. Ama, konuşmalarında, tabii ne de olsa yöreyi çok yakın bilmedikleri için bazı ifadeler kullandılar. Onları düzeltmek de istemiyorum, pek işime de gelmiyor, zamanım çok kısa. Biz, o memleketin içindeyiz. Biz, o memleketle beraber yoğrulmuşuz. O memleket, gece ve gündüz, nabzı hiçbir zaman elimizden çıkmayan bir memleketimizdir. Burada, örneğin "Tabela üniversitesi mi kuruluyor?"deniyor. Hayır. Ben, bir akademisyenim, ben öğretim üyesiyim. Size şunu açıkça ifade edeyim ki, Bayburt Üniversitesi tabela üniversitesi olarak değil, o bölgede çok önemli bir bilim merkezi olarak kuruluyor ve kurulacaktır.
Şunu hiçbir zaman unutmayalım: Efendim, biz her şeyi hazırlayalım, altyapıyı hazırlayalım, hocaları bulalım. Ee, peki. İşte yolu yapalım, okul yapalım, yurdu yapalım ondan sonra üniversite yapalım. Böyle bir şey olur mu? Böyle bir şey düşünülebilir mi? O insanlar, Bayburt'ta bu işi yapmak için yardım eden insanlar -tek başına, Bayburt'taki bir iş adamımız Kazım Erdem bir fakülte yapıyor, yurt yapıyor- bunlar neye güveniyorlar? Bunlar üniversitenin olduğuna, olacağına inandıkları için bu yardımları yapıyorlar.
ÜLKÜ GÖKALP GÜNEY (Devamla) - Üniversite bir enstitü kurmak değildir. Üniversite devamlı gelişen bir olgudur. Devamlı büyüyen, o yöreye sosyoekonomik çok büyük katkıları bulunan bir müessesedir. O bakımdan üniversiteyi siz kurarken "Efendim, biz bu üniversiteyi kurduk da ne olduk?" diyemezsiniz. "Üniversite daima gelişen, büyüyen bir olgu." dedim. Bir yüksekokul kurarsınız, işte Hakkâri'de olduğu gibi, işte kurulur, 300 öğrencisi vardır, 500 öğrencisi vardır; bu ne uzar ne kısalır, on yıl böyle gider. Hâlbuki üniversite devamlı gelişir, devamlı büyür, çevreye büyük katkısı olur.
Atatürk Üniversitesine biz bağlıydık, oranın bütçesindeydi bizim Bayburt'un yüksekokulu ve eğitim fakültesi. İnanın ki oradan istediğimiz maddi imkânları hiç alamadık çünkü Üniversite Kanunu… Biliyorsunuz ki üniversitelerin bütçeleri kanunla burada geçiyor. Efendim, Atatürk Üniversitesiyle ilgili burada kanun geçtikten sonra zaten çıkan parayı Atatürk Üniversitesi kendi kampüslerinde kullanıyor, bize bir şey düşmüyor. Ama bugün biz artık "Bayburt Üniversitesi" olduk. Bayburt Üniversitesi müstakil olarak bütçeden payını alacaktır ve öyle gelişecektir. Bu bakımdan bu dokuz üniversitenin kurulması bana göre son derece önemlidir.
Muhterem milletvekilleri, üniversitelerde öğretim üyesi azlığı var ama buradan ben size Bayburt'la ilgili bir bilgi vereyim: Şu anda, bugün için, bu üniversitede çalışmak için bana müracaat eden öğretim üyesi, öğretim elemanı değil…
ÜLKÜ GÖKALP GÜNEY (Devamla) - Meslektaşız efendim, o kadar olacak.
Şimdi, 100'ün üzerinde öğretim üyesi bana müracaat etti ve Bayburt'a kanun çıktıktan ve fakülteler kurulduğu zaman geleceklerini ifade ettiler. Bunlar güzel şeyler.
Değerli milletvekilleri, bu üniversitelerin kurulması ülkemiz için çok önemlidir. Bardağın hep dolu tarafına bakalım böyle hayırlı işlerde. Bunları tenkit etmekten, bir şey çıkarmaktan hiç sonuç çıkmadı. Yıllarca muhalefet partileri bunları yaptı. Zaman geldi biz de yanlış yaptık. Ama bu hayırlı bir iştir, çok önemli bir iştir.
Emeği geçen herkese ve bu kanuna oy verecek hepinize içtenlikle teşekkürlerimi, saygılarımı sunuyorum. Bu üniversitenin Bayburt'a, ülkemize hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum.