Aydıntepe Kaymakamı Fatih Baysal ilçenin kalkınması için yapacağı icraatları hakkında makamında açıklamalarda bulundu.Ekonomik küreselleşmenin yanında, kültürlerde küreselleştiğini; Öğrencileri dünya toplumu bireyi haline getirmek gerektiğini vurgulayan Fatih Baysal konuşmasına şöyle devam etti; " "Aydıntepe Örnek bir kent olacak; "Aydıntepe'nin 23 köyü bulunmakta olup, bu köyler nüfus yönünden küçüktür. İlçemizde alt yapı sorunu yoktur. Aydıntepe'de organik tarım yapılmaktadır. İlçemizin alt yapı sorunlarını bitirdik. Aydıntepe bölgenin yıldızı olarak örnek bir kent olacaktır. Bayındırlık Bakanlığı kanalı ile yollar genişletilecektir. Gelir kaynaklarının artırılmasının ardından göç ve işsizlik önlenecektir. Bazı bölgeleri kendi özü ile bırakmak gerekir. Bölgesel kalkınma projeleri, ilsel projeler yapmak gerekir. Bu nedenle her yöreye ayrı bir proje uygulanacaktır. Her yere sanayi getirmek zorunda değilsiniz. Kapitalist ekonomide kâr önce vardır. Kâr gelmediği zaman özel teşebbüs oraya yatırım yapmaz. Kârı belirleyen en önemli unsurlardan birisi de yoldur. Kocaeli ve Çorlu yola yakın olduğu için fabrikalar buralar da yoğunlaşmıştır. İzmir üçüncü büyük kent olduğu için liman kenti olmuştur. Mersin bir liman kenti olduğu için gelişmiştir. Bunları iyi değerlendirmek gerekir.
"Türkiye'nin kalkınması için ilsel projeler;
Aydıntepe'ye geldiğim zaman şu kanaate vardım. Yurt dışında bacası tütmeyen bir ev görmedim. ABD'de bir bölge turizm bölgesidir. Diğer bölgeler turizmle ilgilenmez. Bu nedenle Türkiye'nin kalkınması için ilsel projelerin hazırlanması gerekir. Alt yapıyı ülke düzeyinde yapmak gerekir. Aydıntepe'de organik tarım yapılması gerekir. Bu konuda Aydıntepe'de çalışmalarımız bulunmaktadır. Alt yapı sorunları büyük ölçüde çözülmüştür. Eksik kalanları da bizler tamamlıyoruz. Maksimum düzeyindeki projelere önem vereceğiz. Organik tarımın gelişmesini etkileyen projeler yapacağız. Aydıntepe önümüzdeki dönemde tarım ve orman kenti olacaktır. Bakir toprakları değerlendireceğiz. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Erzurum'da organik buğday üretimi yaptırıyor. Organik ekmek üretiminde pazarı bulmak önemlidir. Pazar konusunda çalışmalar yapacağız. İlçemizin ekonomik kalkınması üzerinde duruyoruz. İstihdamın gelişmesi konusunda projeler yapacağız. Böylece gelişme olacak, harcamalar artacak, yeni iş yerleri açılacaktır. Eğitim yönünden fiziki bir sorunumuz yoktur. Öğrencilerimizin bir dünya insanı olması felsefesini elde edecek kriterleri yakalaması için atılımlarda bulunacağız. Bu konuda öğretmen ve müdürlerle görüşeceğiz.
Avrupa'da nasıl eğitim oluyorsa, Türkiye'de de aynı eğitimin olması;
İnternet ile her yere ulaşmak imkânı sağlanmaktadır. Avrupa'da nasıl eğitim oluyorsa, Türkiye'de de aynı eğitimin olması gerekir. Bu kendi kültürümüzü kaybetmek anlamına gelmez. Vizyon sahibi olmak gerekir. Vizyon deyince her şeye açık olmak gerekir. Ekonomik ve kültürel olarak her şeye açık olmak gerekir. İngiltere'de lise mezunu birisi bir müzeye gittiği zaman müzedeki tablolara şöyle bir bakar.
Bakmak bir kültürdür. Biz sadece bakıyoruz;
Ona anlamlı bakar. Bu bir kültürdür. Bir şeye bilimsel olarak bakıyorlar. İnsan bir heykeltıraşın resmine baktığı zaman anlam çıkarmasını bilecek. Bir şeye bakıldığı mesaj alınması gerekir. Biz sadece bakıyoruz. Bu nedenle biz çocuklarımıza her şeye nasıl bakılması gerektiğini öğretmenler kanalıyla öğretilmesini sağlayacağız. Müzeye gittiği zaman 2000–3000 yıllık bir eseri gördüğünde öğrenci o eserden bir şey almasını bilecek. Baktığı eserin anlamını öğretmenler vasıtasıyla bilmesi gerekir. Bakmayı öğrenmek kalkınmanın bir parçasıdır. Biz gözle bakıyoruz, kalben bakamıyoruz. Sorunun temeli budur. Kentli toplum anlayışının insanlara yerleştirilmesi gerekir. İstanbul ile Ankara'da yaşayan insanlar arasında fark vardır. Bu farklık gittikçe kapanıyor. Kentli, toplumsal anlayışına gidiyoruz. Bunun nedeni demokrasiye geç geçmemiz, sanayi devrimini yaşamamıza bağlıdır. Sanayi devrimi toplumlara demokrasiyi öğretir. İşçi-işveren çatışmasından hak arama özgürlüğü doğar. Atatürk zamanında bazı kavramları elde ederek bugünlere geldik. Ancak demokrasi kültürümüzün değişmesi gerekir.
"Eğitim, meslek edinme aracı değildir ;
Demokrasi sınırsız özgürlük değildir. Demokrasi herkesin kendi sınırları içinde hareket kabiliyetini belirleyen unsurdur. Dünyanın en gelişmiş Müslüman ülkesiyiz. Eğitim, meslek edinme aracı değildir. Eğitim doğuştan başlar, ölünceye kadar gider. Her safhada elde ettiğimiz bilgiler eğitimin ara safhasıdır. Gerçek bir eğitimli insan olabilmek amacımız olmalıdır. Her yerde bu tavrımızı belli etmemiz gerekir. Eğitimde gördüklerimizi uygulamadığımız zaman problemler başlar. Türkiye'de eğitim meslek amaçlı görünüyor. Eğitim amaç değil, araçtır. Londra metrosunda kitap okumayan bir adam göremezsiniz. Adamlar otururken bile kitap okuyorlar. Önce bakış açımızı değiştireceğiz. Vizyon sahibi olacağız. Kalkınmada ilginç projeler yaratmak gerekir. Herkesin yaptığını yapmakla bir yere varılmaz. Geniş ufuklu, daha farklı düşünmek gerekir.
"Vizyonumuz oraya uygun olmalıdır;
Kafamızda Avrupalı olmak gerekir. Biz doğulu gibi yaşayan, batılı gibi davranan bir milletiz. Buna bir karar vermemiz gerekir. Biz batılı olmamız gerekir. Bizim vizyonumuz oraya uygun olmalıdır. Sadece fabrika yapmakla gelişme olmaz. Bir bütünlük arz eder. Bunlar zincirleme unsurlardır. Devletin yönetim anlayışında değişikler oldu. KÖYDES projelerinde olduğu gibi her şey disiplinli bir şekilde yürürse güzel gelişmeler olur. Projeniz uygun görülürse işinizi yaparsınız. Bizler proje bazında karar veriyoruz. Devletimizden Allah razı olsun. Devletimiz bu paraları göndermeseydi, bizler bu işleri yapamazdık. Kaymakamlar işleri yaptırmıyor, uygulayıcıdır. Ekonomik kalkınmada Kayseri örneğini vermek istiyorum. Kayseri önemli yol üzerinde değildir, ne madeni, ne turizmi vardır. Halbuki bunlar gelişmeyi yönlendiren doğal unsurlardır"dedi
Kaynak www.bayburtrehberi.com