Ana Sayfa| Bayburt Bilgiler | Bayburt Resimleri | Firma Rehberi | Forumlar | E-Devlet | Türkülerimiz | Barlarımız

Adınız
Parola
Üye Ol - Kayıp Şifre     

  Giriş ve Kayıt Ol                                        Ziyaretçi: 17 Üye: 2 Toplam: 19   ToplamUye: 219   Son Üye  zehra                                      

BAYBURT | Canlı İzle | Tarihi  | Coğrafyası | Doğal Güzellik | Efsaneler | El Sanatları | Gelenekler | Kültür-Turizim | Kıyafetler | Tarihi Eserler | Yemekler |  BAYBURT

BaYBurTLuM.NeT

 :: ANA SAYFA ::

 Site Menü
 Firma Rehberi
 Videolar
 Köşe Yazıları
 Resim Galeri
 Şiirler
 Anketler
 E Devlet Linkleri
 Baglantı Linkler
 Başvuru Formu
 Müzik Dinle
 Bizim ŞairlerYeni!

 Haber MenüShow/Hide content
 HaberlerYeni!
 Haber Arşivi
 Aktif Konular

 Üye MenüShow/Hide content
 Hesabınız
 Site İçi Mesaj
 Mesajlarınız
 Üye Listesi

 Bayburt Bilgileri
 Bayburt Tarihi
 Coğrafi Yapı
 Gelenek Görenek
 Tarihi Eserler
 Kültür Turizim
 Dogal Güzelikler
 Efsanelerimiz
 El Sanatları
 Kıyafetlerimiz
 Yemeklerimiz
 Türküler Barlar
 Canlı İzle
 Sanal Gezinti
 Nöbetçi Eczane
 BayburtResimleri

 Osmanlı BilgileriShow/Hide content
 Padişahlar

 Atatürk KöşemizShow/Hide content
 M.Kemal Ataturk

 Her Telden Çeşitli
 Bilgisayar
 Şifalı Bitkiler
 Ata Sözleri
 Sivil Savunma
 TarihteBugun
 Rüya Tabirleri
 Burclar Özellikleri
 Gif Resim Arsivi

 SOHBET-CHAT

Ziyaretçi İstatistikleri

Pazartesi478
Salı498
Çarşamba527
Perşembe568
Cuma518
Cumartesi406
Pazar633
Toplam:533424
En Çok:2794

Vasfi Okur
Ekle: Facebook'a ekle Google'a ekle Twitter'a ekle Digg'e ekle DEL.ICO.US technorati tusul
Arkadaşınıza gönderin Arkadaşınıza gönderin
Yazara Mesaj Yaz Yazara Mesaj Yaz
Sayfayı Yazdır Sayfayı Yazdır
Yorum Ekle Yorum Ekle
Yazarın son 5 yazısı
Anasayfaya Geri DönOkumadan Nere Gidiyorsun ?
Anasayfaya Geri DönTerör
Anasayfaya Geri DönKemer
Anasayfaya Geri Dön“Bi’Yer” İsminde Bir Yer
Anasayfaya Geri DönHabibe

Anasayfaya Geri Dön Anasayfaya Geri Dön

Karakter boyutu :13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto


  Sanal Ruhlar  

Elindeki uzunca huniyle avazı çıktığı kadar bağıran teşrifatçı, “bu gün on iki matinesinde ‘Belgin Doruğun, Mezarımı Taştan Oyun’ filmi oynacaktırrrrrrr” diye başlayan teşrifatıyla başlardı o günün matinesi.

Tahta bir tabelaya yapıştırdıkları film afişlerini, mahalle mahalle dolaştıran teşrifatçılar o günün matinesini halka duyururlardı. 
İlk kez böyle tanışmıştı sanal âlemle halkımız. İnsanlıkla Tarihi yüz yılı aşkındır sanal âlemin.
                                                                                                                       
Ellili yıllarda, Siyah- Beyaz sinema sahneleri dünyamıza yavaş yavaş girmeye başlamıştı. Altmışlı yıllara gelindiğinde iyiden iyiye hayatımıza girmeyi başaran beyaz perde, yetmişli yıllara gelindiğinde artık yerini renkli dünyalara bırakmış, perdeler renga renge boyanmıştı. Yetmişli yılların sonuna doğru iş çığırından çıkmış, sektör seks furyasına dönüşmüştü. Daha da ileri gidilmiş, renkli sahnelerde porno filmler birer ikişer yerlerini almıştı. 
     
Seksen ihtilalı bu gidişe kısada olsa bir dur diyip, sinema sektörüne ağır bir darbe vurmuştu. Bu sefer sanal âlem, sektör değiştirmiş, beyaz perdeler yerini video dönemine bırakmıştı. Mantar gibi türeyen video kahvehaneler beyaz perdeyi unutturmuştu. Sanal perdenin, perdesi gitmişti ama sanalı yerinde kalmıştı. Seksenli yılları da; vido kahvehaneler ve atari salonlarıyla bitirdik. 
    
Doksanlı yılların başında halkımız “Bilgisayar” denen küçük bir kutuyla tanıştı. İlk önceleri çok masum duruyordu bu kutu. Belli bir program diliyle çalışan bu beyaz kutu pekte elin etlisine sütlüsüne karışmazdı. Ne zaman ki doksanlı yılların ortalarına gelindi, halkımız “Net” denen bir şeyle tanıştı.  Bu beyaz kutunun içine giren “Net” olmuştu “İnternet” .
    
İnternetle tanışan halkımız artık ne beyaz perdeyi nede renkli sahneleri hatırlar oldu. Çünkü internet her şeyi halkımızın hizmetine sunuyordu. Önümüz de o kadar perde açılmıştı ki; bütün dünyanın bilgisinin yanı sıra; artık” ben bir şeye ulaşamıyorum” diye bir şey kalmamıştı.    
                                                                                    
Tabi ki doğal olarak ulaşılmayan bir şey kalmadığına göre başka şeylere de ulaşmıştı halkımız. Sayfalarca erotik ve porno sitelerden tutunda, akla hayale gelmedik şiddet içerikli sitelere kadar bilumum her şey vardı bu internetin içinde. 

Sadece onlarla da kalmadı. Kumardan, arkadaş sitelerine, sevgili bulmadan Karı- Koca çifti bulmaya kadar her şey vardı bu sanal âlemde. 

Son birkaç senedir de internet kafeler türedi birer ikişer. Halkımız için yeni bir geçim kaynağı olmuştu. Kahvehanelerde ki azalma, internet kafelere kaymış gençlerimizin eğlence zevki kökten değişmişti. 
Artık sokaklarda oyun oynayan çocuk pek bulunmaz olmuştu. Ne sokak aralarında ne de mahalle içlerinde çocukların sesi sedası kesilmişti.  
                                
Eminim ki şimdiki çocuklar ne çember çevirdiler ne topaç. Ne gazoz kapağından oyuncak yaptılar ne kibrit kutusundan. Birçoğunun oyuncağı hazırdı evinde: Küçük beyaz bir kutu. Evinde olmayanların ise internet kafeler imdadına yetişmişti.

Elbette ki çocuk bunlar, oyun onlarında hakkı. Ama bu beyaz kutu bu kadar da masum değildi. Çocuklarımız porno sitelere de girdiler, şiddet içerikli sitelere de. Daha sonrada malum olan gerçekleşti ve çocuk suçlarında patlama yaşandı. Çeşitli cinsel sapkınlıklar ve şiddet; gençlerimizde adet normal alışkanlık haline gelmek üzere. Gidişat bunu gösteriyor.

Siyah- Beyaz perdeden nerelere geldi günümüz. Nerelere de gideceği meçhul bu gidişin. 
Sanal âlem cebimize de girdiğine göre varın siz hesap edin nerelere gideceğini.

Artık kimse kitapların tozlu sahifelerin de ki o selüloz kukusunu almaz oldu. Artık kimse kütüphanelerin sessiz koridorlarında kitap aramaz oldu.  

Çocuklarımız doğal ortamdan uzaklaşıp küçük kutulara hapsedildi. Hele hele kütüphaneler çocuklarımıza hasret kaldılar. Bunu kütüphanelerin boş koridorlarına sorun; söylesin yalnızlığın ne kadar acı olduğunu.

Aslında suçlu olan sanal âlem değildi. Suçlu olan onu kendi isteğimize göre kullanan bizleriz.  Sanal âlemde teknolojinin nimetlerinden biridir. Yerinde ve zamanında kullandıktan sonra… 

Suçlu olan çocuklarımız değil, onları beyaz kutunun başına mahkûm eden bizleriz. 
Suç beyaz kutuda değildi. Suç bizlerin kolayı arayışındaydı.                                               
Suçlu bizleriz. Bizlerin kolaya olan aşinalığı...
  

Bu yazı 2009-11-19 saat 22:47:54 eklendi ve 215 defa okundu





Söz sizde, neden sizde bir yorum eklemiyorsunuz? Yorum Ekle Yorum Ekle

Gönderen Misafir | Tarih 2009-11-22 18:52:04 | Puan:
 günümüzün en acı konusuna deyinmişsiniz
teşekkürler



 I Sitenizi Ekleyin I                                                                                       I Bize Ulasin    Tavsiye Edin I                                                                                                I Sitenizi Ekleyin I

 

  İnteraktif Hesabım
Sitemiz Phpnuke Tabanlıdır Tasarım Baki Meral
 İletişim mail adresimiz :  bayburtlum@hotmail.com
 
Haber Gönder Haber Arşivi Haber Yazdır
Görüntüler Resim Galerisi Oyunlar
Sinemalar Forumlar İlanlarınız
Nöbetçi Eczaneler Namaz Vakitleri Hava Durumu
Bayburt Canlı Yayın Anketler Ramazan İmsakiyesi
Yeni Üye Kaydı
Üye Girişi
Şifremi Unuttum
Özel Mesajlarım
Üye Listesi

<< Bayburt un En Büyük İnternet Portalı >>